Dumanbaba Anma Programı
DUMAN BABA KİMDİR? 
 

Moğollar’ın Anadolu’yu işgal ettiği 13. yüzyılda Anadolu’yu korumak için savaştığı ve şehit düştüğü rivayet edilen Duman Baba’yı Koyulhisar eski Belediye Başkanlarından Mehmet Ali Dündar’ın ifadeleriyle tanıyalım: Aziz kardeşlerim H. Mustafa Aydoğdu ve Memduh Uz, Koyulhisar İlçesinin yetiştirdiği değerli iş adamları olarak muvaffakiyetlerinin yanı sıra, maddinin yanında manevi konularla da ilgilenmeleri ve Duman Baba Evliyasına gösterdiğiniz saygı ve bunun sonucu olarak girdiğiniz maddi fedakârlıklar ilçe halkı tarafından bilinip takdir görmektedir. Bu nedenle maddi fedakârlıkta bulunan, ilçemize gerek kültürel, gerekse manevi hazzın gelişmesinde katkısı ile “Duman Baba” gününü ilçemize kazandırmak lütfünde bulunan bu emeğe âcizane olarak ben de kalemimle katkıda bulunmayı bir borç bir görev bildim.

Duman Baba konusuna girmeden önce, Tasavvuf nedir? Evliya nedir? Bu bilgilerin ışığında, Duman Baba kimdir? Gerçeğini gücüm yettiğince açıklamaya çalışacağım. Tasavvuf nedir? Tasavvufun birçok tarifi vardır. Ancak ben bu tariflerin özünü şu cümle ile ifade etmeyi uygun gördüm. “Okuması yazması olmaksızın zikirle kazanılan ilme” tasavvuf denir. Tasavvufta mutlak suretle bir öndere bağlanmak mecburiyeti vardır. Öndere bağlı kişiye mürit, ona ders verene de şeyh denir. Şeyh, müridi kabiliyetine göre ancak kendi seviyesine kadar yetiştirir. Mürit, şeyhini geçecek durumda ise, şeyhi onu kendisinden daha ilerde olan başka birine gönderir. Örneğin Yunus Emre, Taptuk Emre’de yetişmiştir. Yunus’ta ki aşk ve ilerlemeyi gören Taptuk Emre bir gün Yunus’a “Senin burada işin bitti, Hacı Bektaş-ı Veli’ye gideceksin” deyip onu Hacı Bektaş-ı Veli’ye göndermiştir. İşte evliya olmanın yolu bu öndere tabi olmakla başlar. Evliyalar yeri geldiğinde insanüstü akılla izahı olmayan işler yapabilirler. Çünkü evliya, Allah’a yakın olan, keramet sahibi olan anlamına gelir. Bir kişi bu özellikleri zikirle samimi inanç, Kur’an’ın emrettiği her şeyi yerine getirerek ulaşır. Bu evliyalar hakkında verdiğimiz ön bilgilerden sonra Duman Baba gerçeği ve onu tarihle bütünleştirip, tespit edebildiğim menkıbeleri ile izaha çalışacağım.

13. Asırda Anadolu’ya Selçuklu Devleti hâkim idi. Kuvvetli bir devlet idi. Güneyde Memluklular’ı, doğuda ise Harzemşahlar gibi iki güçlü devleti yenmişlerdi. Bu sıralarda doğuda Moğollar Orta Asya’da bütün devletleri yenmiş, Çin Devleti’ni sindirip vergiye bağlamış ve batıya yönelmişti. Batıda Harzemşahlar Devleti’nin başında Celalettin Harzemşah bulunuyordu. Bu genç ve cesur sultan, Moğol tehlikesini önceden görmüş ve civar devletleri uyarmıştı. Ancak bunu ciddiye alan olmadı.1230 yılında Moğol Komutanı Baycu Noyan 30 bin kişilik ordu ile Kafkaslara hücum etmiş ve Celalettin Harzemşah’ı yenmiştir. Celalettin Harzemşah tacını kaybetmiş, ancak ölümden kurtulup kaçabilmişti. Bu yiğit Sultan tebdili kıyafet Silvan civarında yaşarken üzerindeki kıymetli kürkü ondan alabilmek için bir köylü tarafından öldürülmüştür. (1231) Harzemşahlar Devleti’ne son veren Moğollar Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’a hakim olup Mugan Ovası’na karargah kurmuşlardır. Selçuklulara saldırmayı çekinen Moğollar uygun bir fırsat kollamaya başladılar. Bu sırada Anadolu’da Baba İshak İsyanı çıktı. Alaaddin Keykubat komutasındaki Selçuklu ordusu Malatya Ovası’nda Baba İshak güçlerini yendi. Ancak büyük güç kaybına uğradı. (1240) Bundan sonra Moğolların çekindiği Alaaddin Keykubat öldü. Yerine çocuk yaşta olan 2. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. İşte Moğolların beklediği fırsat doğmuştu. Mugan Ovası’ndan kalkan Moğol güçleri Anadolu’ya girip Erzurum’u işgal ettiler. Erzurum’da bütün erkekleri kesip kadınları esir ettiler ve batıya doğru ilerlemeye başladılar. 2. Gıyaseddin Keyhüsrev komutasındaki Selçuklu ordusu ile 1 Temmuz 1243 de Kösedağ’da karşılaştılar. Kösedağ Yukarı Kızılırmak sınırında 1812 metre yükseklikte bir dağdır. 2. Gıyaseddin komutanlarının görüşüne değil de kendi kendi görüşü ile doğrudan Moğollara saldırdı. Moğol askerlerinin her birisi yıllarca savaşlarda pişmiş, tecrübeli bir ordu idi. Şiddetli Selçuklu saldırısında ordu ağırlıklarını bırakarak geri çekildiler. Selçuklu ordusu bu geri çekilişi savaşı kazandık zannı ile Moğolları takip yerine ganimet paylaşımı için Moğol ordusunun bıraktığı ağırlıklara saldırdılar. Tecrübeli Moğol ordusu düzenli bir şekilde Selçuklulara yeniden saldırdı. 2. Gıyaseddin Keyhüsrev savaş alanından kaçarak Konya’ya gitti.
Moğol ordusunun savaş felsefesinde yendikleri orduyu son nefesine kadar öldürmedikçe takipten vazgeçmezlerdi. Selçuklu komutanlarından Köse Süleyman, savaş alanının zirvesindeki bir tepeye çekildi. Yanındakiler ile birlikte orada şehit edildi. Duman Baba isimli komutan ise kendine bağlı birliklerle Koyulhisar’ın kuzeyindeki bugün aynı adla anılan dağa çekildi. Ancak takipten kurtulamadı. Burada bütün askeri ile şehit edildi.

Şimdi Duman Baba’yı bütün Anadolu erenleri, evliyaları arasına sokan şahitli olaylardan bahsedeceğim. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hocası olan, Plevne Savaşları sırasında İstanbul’da Koyulhisar fedai bölüğünü kurarak Gazi Osman Paşa’ya yardıma giden Deli Kadı namındaki Koyulhisarlı alim, yılın kuraklık gitmesi nedeni ile ilçe halkını toplayarak, yağmur duası yapmak için Duman Baba’ya giderken Ayran Pınar mevkiine vardıklarında önlerine sakallı iki yolcu çıkar. “Böyle kalabalık nereye gidiyorsunuz” dediklerinde Duman Baba Evliyasına kurban kesmeye ve yağmur duası yapmak için gittiklerini söylerler. Onlar da öyleyse “Biz de katılalım” derler. Hep beraber Duman Baba’ya çıkılır. Kurbanlar kesilir, dualar yapılır. Etler pişirilirken yolda Koyulhisarlılara katılan zatlardan bir kaybolur. Pişen et ve pilav sofralara konur. Ancak yaşlı misafir ortalarda yoktur, yemeğe başlamayıp onu beklemeye koyulurlar. Biraz sonra yaşlı zat çıkıp geldiğinde nereye gittiği sorulduğunda ‘ Arkadaşlar abdest bozacaktım, ancak bu ormanın içinde boş yer bulamadım. Her tarafı şehitlerle dolu, ta aşağıdaki köye indim” der. Bahsettiği köy Arpalan Köyü olup, Duman Baba’ya kuş uçuşu iki buçuk kilometreden fazladır. Topluluk oradan ayrıldığında meçhul misafirler bir anda kaybolurlar.
Birinci Cihan Savaşı sırasında Duman Baba’dan top sesleri geldiği tepenin eteğindeki çakıl çiftliğinde oturanlarca anlatılması ayrı ve düşündürücü bir konudur. Kars Müzesi’nde (Kültür Bakanlığı Müzesi mi, yoksa Askeri Müzemi onu öğrenemedim) üzerinde Duman Baba yazılı top mermisi olduğu söylenmektedir.
Bugün emekli olup ilçemizde yaşayan, uzun yıllar öğretmenlik ve bugünkü unvanı ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yapan her yönüyle sözüne güvenilecek Emekli Öğretmen Turhan Arslan’ın Duman Baba’da başından geçen bir olay düşündürücüdür. Turhan Bey şöyle anlatıyor.
“Kayınpederim, onun aile efradı ve ben çocuklarımızla beraber bir yaz günü Duman Baba’yı ziyarete gittik. Kurbanımızı kestik. Kadınlar et ve pilav pişirirken bir anda büyük bir gürültü koptu. Gökyüzünde bir tek dahi bulut yok. Ancak öylesine büyük bir gürültü var ki, sanki tepemizde yüzden fazla jet uçağı uçuyor. Sesin şiddetinden hepimiz ellerimizle kulaklarımızı kapatıp yere uzandık. Öyle olduğu halde sesin şiddetinden kurtulma imkânı yok gibiydi. Ben yere uzanmış vaziyette kafamı yana bükerek Duman Baba evliyası için yapılmış basit taş duvara baktım. Küçük bir toz bulutunun taş duvarın arasına girdiğini ve girmesi ile beraber sesin bir anda durduğunu hayretle gördüm. Olayın enteresan tarafı gökyüzünde bulut havada rüzgar yoktu.” Yine Duman Baba tepesinin eteklerinde kurulu Taşpınar Köyü’nden şu anda Koyulhisar Askerlik Şubesi Başkanlığı’ndan sivil memur olarak emekli olup Koyulhisar’da yaşayan Cevat Fırat’ın anlattıkları ise ayrı bir olay. Cevat Fırat diyor ki: “Bir yaz günü hava hafif şişkin. Ay ışığı var ama hava bulutlu. Babam bana ‘Cevat oğlum eşeğimiz gelmedi, kurt parçalayabilir. Köyün üst tarafına çık ta ara; belki bulursun’ dedi. Ben köyün kuzey kısmından tarlalar arasında giderken bir anda sakallı yaşlı bir zat önüme peyda oldu. Ben korktum. O zat bana ‘ korkma oğlum, cebinden kalem kâğıt çıkart söylediklerimi yaz’ dedi. Devamlı ‘Zina yapma, yalan söyleme, içki içme, haram yeme. Bu dediklerime uy. Beni sorarsan Duman Babayım‘ deyip bir anda kayboldu. O şişkin yağmurlu havada bana yazdırdığı kâğıdı kaybetmedim, saklıyorum’ dediğini bizzat kendisinden dinledim. Bazı şeyler madde zihniyeti ile izah edilemez. Duman Baba nedir, ne değildir? Bunu benim anlatmaya gücüm yetmez. Yukarıdaki tespitlerimi hem ilçem hem de Koyulhisar’a Duman Baba gününü kazandıran H.Mustafa Aydoğdu ve Memduh Uz için yazdım. ■Mehmet Ali Dündar / Koyulhisar eski Belediye Başkanı

© Koyulhisar Haber 2007

<< Koyulhisar Haber ana sayfası